Mango

12/3/2009 -Kategori: Meyve Yetiştiriciliği

Özellikleri ve Tarihçesi

Dünya tropikal ikliminde meyvelerin kraliçesi olarak da bilenen bu meyve, dış yapısı ve kesildiğinde ortaya çıkan mükemmel kokusu ile her zaman ilgi odağı olmayı başarmıştır. Tropikal iklim meyvesi olan mango, ağacındayken 30 °C nın altında olan sıcaklıklarda verim vermez. Yeşil mango içerdiği yüksek C vitamini yönünden, kan dolaşımını rahatsızlıklarında özellikle tedaviye yardımcıdır.

Yetiştirildiği Yerler

Orta ve Güney Amerika, Asya ve Afrika ülkelerinde üretilmektedir.

Faydaları

Olgunlaşmış mango oldukça faydalıdır. Mangodaki ana gıda maddesi şekerdir. Ayrıca tartarik asit ve malik asite ilave az miktarda sitrik asitte bulunur. Bu asitler vücut tarafından kullanılır ve vücudun alkali kaynaklarını koruyabilmesine yardımcı olur.Olgunlaşmamış mango erkekleri, sıcağın ve kavurucu rüzgârların zararlı etkilerine karşı korur. Sıcak kül üzerinde pişirilen mango su ve biraz şekerle karıştırılıp bir içecek hazırlanırsa, bu sıcak çarpmasına karşı çok etkili bir tedavi yöntemidir. Ham mangonun üzerinde biraz tuz serpip yemek yaz aylarında aşırı terleme sonucu oluşan tuz ve demir kaybını azaltır.

Nasıl ve Nerede Kullanacağız?


Kesmeden önce Mangoları yıkayınız. Mangonun etli kısmı ortasındaki çekirdeğe sıkı bir şekilde birleşiktir. Çekirdeğine mümkün olan en yakın yerden boylamasına kesiniz. Çekirdeğini çıkartıp kabuğunu soyarak kullanım amacınıza uygun bir şekilde doğrayınız. Çok olgun Mangoların kabuğunu bıçakla boylamasına izler gibi yapıp muz soyar gibi geriye soyabilir ve meyveyi çekirdeğine kadar boylamasına dilimleyerek kullanabilirsiniz. Ayrıca ortadan ikiye kestiğiniz mangonun etli kısmını bıçakla kabuğuna zarar vermeden baklava dilimi şeklinde çizip kaşıkla kabuğundan ayırabilirsiniz.

Taze olarak tüketilmesinin yanı sıra,meyve salatalarında, meyve suyu olarak, kokteyllerinizde, pasta yapımında ve süslemelerinde kullanabilirsiniz. Ayrıca, yemeklerinize aroma ve lezzet katmasının yanı sıra, dondurma ve sos yapımında da kullanabilirsiniz.

Muhafaza Koşulları

Olgunlaşmamış mango, satın alınmışsa olgunlaşana kadar oda sıcaklığında 3-5 gün saklanır.
Olgunlaşmış mangoları kapalı plastik çantalarda sebzelikten uzak bir yerde 3-4 gün buzdolabında saklayabilirsiniz.

Besin Değerleri


Mango gelişiminin bütün evrelerinde kullanılabilen bir meyvedir. Yeşil ya da olgunlaşmamış mango olgunlaştıkça glikoza, sakroza ve maltoza dönüşen nişasta içerir. Bu nişasta mango olgunlaşmasını tamamlayınca tamamen kaybolur. Yeşil mango zengin bir pektin kaynağıdır. Fakat çekirdek oluşmaya başladıkça pektin yavaş yavaş kaybolmaya başlar.

www.ziraatcim.net/images/articles/mango_besin_degeri.jpg


www.ziraatcim.net/images/articles/mango1.jpg


www.ziraatcim.net/images/articles/mango2.jpg


www.ziraatcim.net/images/articles/mango3.jpg


www.ziraatcim.net/images/articles/mango4.JPG

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Organik Gübreler ve Önemi

23/10/2008 -Kategori: Gübreleme

Yalnız ne yazık ki tarımın bu önemli tekniği bugünlerde, o günlerde yapıldığından bile daha yanlış şekilde uygulanıyor.

Bu yazımda size, nasıl oluyor da organik gübreleri tarımsal üretimin ilk defa yapıldığı ilkel çağlardan bile daha hatalı kullanıyor olduğumuzu anlatıp; bu gübreleri nasıl daha etkin kullanabileceğimizi açıklamaya çalışacağım.

Organik gübre nedir? Ahır Gübresi, Hayvan Gübresi Nedir?
Bu organik kelimesini ne kadar çok kullanıyoruz ve aklımız ne kadar çok karışıyor öyle değil mi?

Organik kelimesinin anlamını merak edip Türk Dil Kurumu sözlüğüne de baksanız pek bir cevap alamazsınız çünkü sanırım bu kelime daha ziyade bir tarım, biyoloji terimi ve bu sebeple terimler sözlüğüne bakmak daha doğru olur.

Organik kelimesi aslında "organik madde" teriminden geliyor. Organik maddenin tanımı ise biyoloji sözlüğünde verilene göre: "Doğal olarak bulunmayıp canlı organizmalar tarafından sentezlenen maddeler" olarak açıklanıyor. (Kaynak: http://www.turkmedikal.net/sozluk.php?sozluk=biyoloji)

Yani organik madde, organik ürün, organik tarım, organik gübre gibi kavramlarda kullanılan organik sıfatı, aslında bu maddelerin içeriklerinin canlı organizma tarafından yadsınmadan kullanılabileceğini belirtir.

Yani mesela organik tarımdan üretilen organik ürünlerde, bizim organizmamıza yabancı kimyasallar bulunmaz. Genlerimiz, bu ürünlerdeki tüm maddeleri tanıyordur.

Benzer şekilde bitkilerimize verdiğimiz organik gübrede de bitki organizmasına yabancı maddeler bulunmaz. Bitkinin genleri bu maddelerin tümünü tanıyordur.

Çünkü organik gübre de canlı organizma tarafından sentezlenmiş olan bir maddedir. Bu bağlamda organik gübreler hayvan dışkıları, yeşil bitkiler ve mutfak artıkları gibi her türlü organik atıklardır.

İşte yine bu sebepten dolayı organik gübre ahır gübresi, hayvan gübresi denilen gübreleri de zaten içerir.

Bugünlerde herkes "organik gübre" terimini nasıl kullanacağı konusunda biraz şaşkınlık yaşıyor. Çünkü "organik gübre" sanki sadece organik tarımda kullanılabilecek gübreymiş gibi bir hava var.

Ancak bu yanlış; organik gübre eğer gübreyi üreten canlı da organik besleniyorsa elbette organik tarımda kullanılabilir. Ancak bunun haricinde konvansiyonel tarımda da kullanılan ve canlı bir organizma tarafından sentezlenerek üretilmiş her tür gübre de organik gübredir.

Organik Gübreleri Nasıl Yanlış Kullanıyoruz?

Şimdi de gelelim yazımızın başında iddia ettiğimiz hatalı kullanım mevzuuna.

Her yerde duyuyoruz; yanmış gübre, yanmış ahır gübresi, yanmış çiftlik gübresi;

Ben köylerde dolaşırken üreticilere "Yanmış gübre nedir? Nasıl yaparsınız?" diye soruyorum. İşte size üreticimizin gübre yakma yöntemleri:

Yöntem 1: Hayvan gübresi alınır. Sıcak yaz günlerinde evin damına veya geniş açıklık bir araziye serilir ve bir iki ay kurutulur. Daha sonra toplanarak tarlaya, bahçeye atılır (!!!)

Yöntem 2: Özellikle küçükbaş hayvan ağıllarının gübre temizliği 2-3 yılda bir yapıldığı için buralardan gelen gübreler yanmış gübredir (!)

Yöntem 3: Hayvan gübresi kurutma makinesinde kurutulur. İşte bu çok güzel yanmış çiftlik gübresidir (!)

Aman sakın bunları doğru yöntemler sanmayın. Bunlar benim köylerde "Yanmış hayvan gübresi, çiftlik gübresi nedir? Nasıl kullanıyorsunuz?" sorularına aldığım normal cevaplardan bazıları. (Daha önce duymayıp bana inanmayanlar benim yaptığım gibi üreticilerimize sorabilir.)

Bu yukarıdaki yöntemler yanmış çiftlik gübresi ya da kompostlaştırılmış organik gübre değildir. Gübreyi bu yöntemler sonrası toprağa atar isek gübrenin içerisinde bulunan bir çok besin maddesini kaybederiz.

www.ziraatcim.net/images/articles/agir_gubresi_bekletme_kaiyp.JPG
Tablo 1- Ahır Gübresinin Bekletilme Süresinde Kayıplar % (Kacar, 1962)

Tablodan da görüleceği gibi açıkta bekletme ile 9 ayda gübrenin ağırlığının % 70' ini, azotunun % 57' sini, fosforunun yaklaşık % 40' ını, potasın % 45' ini ve en önemlisi organik maddesinin % 80' ini kaybetmiş oluyor !!!

Bir dakika o zaman, biz bu gübreyi neden kullanalım? Artık neredeyse işe yarar bir şey kalmamış ki!; Eğer bu gübreye para verdiydiysek vah vah, paralar havaya uçtu gitti.

Geçmiş olsun.

Eğer gübreyi ahırda bekletir ve tarlaya bahçeye atmadan hemen önce çıkarırsak bu kayıplar belki daha az olacaktır. Ancak o zaman da başka yerden kaybımız olacak. Yabancı ot tohumları !

Nasıl mı? Şöyle açıklayalım. Hayvanlar birçok çeşit ot yerler. Bu otları elbette tohumları ile beraber de yerler. Özellikle bitkisel üretimde yabancı ot diye bildiğimiz ve verimi düşüren bir çok otun tohumu hayvanın sindirim sistemi içerisinde otlanma kabiliyetini yitirmez (hatta öyle yabancı otlar var ki tohumları ancak bir hayvan tarafından yenip çıkarıldıktan sonra çimlenebiliyor). İşte bu sebeple hayvan gübresinin içerisinde birçok yabancı ot tohumu bulunabilir. Ve uygun şekilde organik gübre yakma yapmazsak bu ot tohumları tarla ve bahçemizde ürettiğimiz ürüne ortakçı olurlar. Bu durumda parayı ya ot öldürücü ilaçlara dağıtmak ya da çok düşen verim sebebiyle o yıl zarar etmek zorunda kalırız.

Organik Gübreleri Nasıl Doğru Kullanırız?

Aslında bence en uygun yanmış organik gübre: Oksijenli fermantasyon ile ısısı 60-70 dereceye çıkarılarak içerisindeki ot tohumları öldürülen; daha sonra da oksijensiz fermantasyon ile gübre içerisinde bulunan kompleks besin maddelerinin bitkinin alacağı forma dönüştüğü gübredir.

Gübreyi bu şekilde yakmak için şunları yapmak gerekir (Aşağıdaki bilgiler tedgem.gov.tr web adresinden alınmış, bazı yerlerde ekleme ve düzeltme yapılmıştır) :

1. Aşama: Oksijenli (Havalı) Yanma

Ahırdan çıkarılan ve gübreliğe getirilen gübre önce yaklaşık 60 cm'lik bir tabaka halinde sıkıştırılmadan bırakılır (gübre yığını yüksekliği 1,5 metreyi geçmemelidir). Böylece gübrenin olgunlaşması havalı koşullarda oluşur. Gübrenin içindeki bakterilerin yardımı ile yığının ısısı 60-70 dereceye yükselir ve gübre yanmaya başlar.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken hususlar var. Dikkatli olup gübreyi sık sık izleyin. Eğer gübrenin iç sıcaklığı 60-70 dereceyi çok aşar ise gübrenin için kül olacak, alev alacak denli yanar. Bu durum hem işletmenizde yangın riski oluşturur, hem de gübreniz nerede ise işe yaramaz küle dönüşür.

Bunu önlemek ve iyi bir oksijenli yanmayı sağlamak için, gübre iç sıcaklığını zaman zaman termometre ile ölçmek; sıcaklık 60 dereceye ulaştığı zaman gübreyi ters yüz edip havalı yanmaya devam etmek gübrenin tamamının yanmasını sağlayacaktır. Gübrenin tamamı ortak bir renk alıncaya kadar (3 kere alt üst etmek yeterli olabilir) havalı yanma sürdürülür.

Havalı yanmada temel amaç yabancı ot tohumlarını öldürmektir. Ancak bu arada bitki besin maddeleri kaybedilir. İşte bu kaybı azaltmak için havalı yanma süresi kısa tutulmaya çalışılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki kuru gübrede havalı yanma olmaz. Gübre çok kuru ise ıslatmak gerekir. Ayrıca havalanma ne kadar iyi ise yanma süresi o kadar kısalır. Bu sebeple bu işlem için gübre olabildiğince ekmek kırıntısı formunda sıkışmamış halde bulunmalı ve havalı bir yerde olmalıdır.

Çiftlik gübresine olgunlaştırma aşamasında, tonuna 7-8 kg P2O5 hesabı ile fosforlu gübre ilave edilecek olursa, çiftlik gübresinden meydana gelecek olan gaz şeklinde amonyak (NH3) yani azot kaybı önlenirken, aynı zamanda çiftlik gübresinin fosforca zenginleşmesi sağlanmış olur.

2. Aşama: Oksijensiz (havasız) Yanma

Daha sonra bu gübre yığınını ıslatıp sıkıştırılır. Gübrenin sıkışması ile bu sefer havasız şartlarda olgunlaşmayı sağlayan bakteriler çalışmaya devam ederek yanmayı tamamlar.

Soğuk yanma, gübre içerisinde bulunan besin maddelerinin, bitkinin alabileceği formlara dönüşmesini sağlar.

Bitki ve verim için soğuk yanma da çok önemlidir.

Sıcak ve soğuk şartların karışımından elde edilen gübrelere "serin gübreler" denir.

Organik Gübre Yakmada (Olgunlaştırmada) Dikkat Edilecek Diğer Hususlar:

1- Gübrenin yığın yapılacağı alan yağış ve rüzgâr almayan ve dış etkenlerden iyi korunmuş bir yerde yapılmalıdır.

2- İmkânlar ölçüsünde üzeri kapatılmalıdır. (Üzeri koyu renk naylon ile kapatılabilir ancak oksijenli yanma sırasında naylonun içerisine hava girmesi sağlanmalı yani yığının üzerine naylon örtü sıkıştırılmadan serilmelidir)

3- Mümkün olduğu takdirde gübreyi gübre çukurları içerisinde olgunlaşmaya bırakmalıdır.

4- Gübre çukurları kullanılmayacak ise gübrelerin olgunlaştırılmak üzere bekletildikleri alanların tabanlarının her iki taraftan ortaya doğru meyilli ve sıkıştırılmış toprak, taş veya betondan yapılmış düz ve geniş bir zemin şeklinde olması sağlanmalıdır. Ancak bu alanlarda toplanan gübrelerin düzensiz bir biçimde yığılmalarının önüne geçmek gerekir.

5- Yığın sıcak ayrışmanın hızının azaltılması için zaman zaman sıkıştırılmalıdır eğer kuruduysa ıslatılmalıdır.

Sonsöz

Değerli okuyucular.

Bu yazdığım konu topraklarımızın zenginliği, besin gıda-besin zinciri, dünyada açlığın önlenmesi, tarımsal gelirin ve kırsal nüfus refahının arttırılması açısından çok çok önemlidir.

Umarım organik gübre uygulamaları konusundaki hatalarımızdan vazgeçer ve daha sağlıklı koşullarda üretim yaparız.

Her yazana, her öneri yapana, her uzmana hemen güvenip inanmamak gerektiği gibi, denemeler ve uygulamalar yapmadan da yukarıda yazdıklarıma ve bana da inanmayınız. Verdiğim bilgileri araştırıp, sorgulayınız.

Ancak kimseye ve hiçbir bilgi kaynağına da güvenmeyip yıllar boyu denemeler yaparak da zaman kaybetmeyiniz.

İskoç asıllı tarihçi, yazar ve eleştirmen Thomas Carlyle bu konuda şöyle diyor:

Deneyler, en iyi öğretmenlerdir. Yalnız okul masrafları biraz çoktur.

Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi

Kaynak: http://www.ziraatcim.net/forum/viewthread.php?thread_id=976

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Brokkoli yetiştiriciliği

31/8/2008 -Kategori: Sebze Yetiştiriciliği

Brokkoli, gelişmiş ülkelerde geniş alanlarda yetiştiriciliği yapılan ve tüketiciler tarafından çok sevilen bir sebze olarak bilinmektedir. Protein, vitamin ve besin maddelerince zengin çok iyi bir diyet sebzesi olması nedeniyle ülkemizde de bu sebze türüne olan talep son yıllarda hızlı bir şekilde artmaktadır. Kışlık sebzeler arasında yer alan brokkoli bir çok yerde karnabahara benzetilmekte ve karnabahar azmanı olarak bilinmektedir.Sebze olarak değerlendirilen kısımları yeşil renkli olup, olgunlaşmamış çiçek taslakları ile kalın ve etli çiçek saplarından oluşur. Olgunlaşmamış çiçek taslaklarını oluşturan bu kısımlar büyüme ucunda oluşan ana baş dediğimiz taç ve daha sonra yaprak koltuklarından çıkan yan sürgünlerden oluşan küçük başlardan ibarettir. Ana başların çapları 5-25 cm, ağırlığı 100-800 g arasında değişir. Ana başın kesilmesi ile yaprak koltuklarından çıkan yan sürgünler hızlı bir şekilde gelişir ve büyüme uçlarında ana başa benzeyen yeşil renkli olgunlaşmamış çiçek taslaklarının bulunduğu etli sürgünler meydana gelir. Yaprak koltuklarından çıkan yan sürgünler üzerinde oluşan başların çapları daha küçük (5-10 cm) ve ağırlıkları daha azdır. (10-100g).

İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

İklim istekleri bakımından karnabahara benzeyen brokkoli, yaz aylarındaki kurak ve sıcak havalardan, kış aylarında ise aşırı yağış ve düşük sıcaklıklardan olumsuz yönde etkilenen bir sebzedir. Brokkolinin yetiştirilmesi için en uygun hava sıcaklığı 15-17 0C olup, en fazla 24 0C'ye kadar dayanır. Sıcak ve kuru havalarda bitkinin gelişimi iyi olsa bile olgunlaşmamış çiçek taslakları normal bir gelişme gösteremediği için gevşek ve dağınık yapılı sürgünler oluşur. Hasattan birkaç saat sonra olgunlaşmamış çiçek taslaklarında pörsümeler görülür. Yaz aylarında ortalama hava sıcaklığının 20 0C nin üzerinde olduğu yerlerde brokkoli yetiştiriciliği ekonomik olmamaktadır. Brokkoli bitkileri vegetatif gelişme devresinde düşük sıcaklıklardan etkilenmez. Ancak sebze olarak değerlendirilen kısımları hasat olgunluğuna gelmiş ise hafif donlardan bile zarar görür. Düşük sıcaklık koşullarında olgunlaşmamış çiçek taslakları kahverengi bir renk alır. Bu dönemde olgunlaşmamış çiçek taslakları yağış ile birlikte oluşan düşük sıcaklıklar nedeniyle çürür. Brokkoli yetiştiriciliğinde en kaliteli ürün, hasat olgunluğu süresince devam eden serin havalarda elde edilir.

Brokkoli, toprak istekleri bakımından çok seçici bir sebze değildir. Ancak, gevşek ve besin maddelerince fakir toprakları sevmez. Organik madde yönünden zengin topraklar brokkoli yetiştiriciliği için elverişlidir. Bu nedenle iyi drene edilmiş kumludan, killi-tınlıya kadar değişen, iyi su tutan ve PH değeri 6.5'den yukarı olan topraklarda yetiştiricilik yapılmalıdır.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Brokkoli üretimi, fide yetiştirme tavalarına ekilen tohumların çimlenmesiyle dikim büyüklüğüne gelmiş fidelerin dikkatli bir şekilde sökülüp esas yetiştirme yerlerine dikilmesi şeklinde gerçekleştirilmektedir. Brokkoli tohumları fide yetiştirme tavalarına ekildiğinde, yetiştirme koşulları elverişli ise ekimden yaklaşık 3-5 gün sonra çimlenme tamamlanır.

Fide yetiştirme için tavalar hazırlanır ve bu tavalar tohum ekiminden 1-2 gün önce sulanarak tohumların çimlenmesi için tavalarda yeterli rutubetin oluşması sağlanır. Fide yetiştirme tavalarına tohumlar ya serpme ya da sıravari olarak ekilir. Sıravari ekimde 1 cm derinlikte olacak şekilde açılan çizilere 2x8 cm olacak şekilde tohumlar atılır ve üzerleri ince elenmiş harç veya kapak materyali ile örtülür, daha sonra tohumların üzerine atılan örtü materyalinin suyu iyice emmesi için birkaç defa tohum ve örtü materyalini akıtmayacak şekilde süzgü ile dikkatli bir şekilde su verilir. Rutubetin kaybolmaması ve fidelerin düzenli bir şekilde çıkabilmesi için tohumların üzeri kağıt veya buna benzer materyalle fide çıkışına kadar örtülür. Fidelerin iyi gelişmesi için m2 de bulunan fide sayısı 700-800 adet olacak şekilde tavalarda seyreltme işlemi yapılmalıdır. Fideler tohum ekiminden yaklaşık 30-35 gün sonra dikim büyüklüğüne gelir ve esas yetiştirme yerlerine dikilir. Dikimden önce karıklara su verilir, su çekilmeden elle brokkoli fidelerinin büyüme uçları yukarıda olacak şekilde esas yerlerine sıra üzeri 30-50 cm, sıra arası 45-70 cm olacak şekilde dikilir. Bu mesafeler azaldığında ana başlar küçülmekte ve yan dalların oluşması engellenmektedir. Esas yerlerine dikilen fidelerin düzenli ve sağlıklı olarak gelişmesi için yabancı ot kontrolünün zamanında düzenli olarak yapılması gerekir. Ayrıca, toprakta bulunan nemin korunması için de çapalama işlemi düzenli olarak zamanında yapılmalıdır. Bitkilerin sağlıklı bir şekilde gelişmesi için sulama aksatılmadan düzenli olarak zamanında yapılmalıdır. Hastalık ve zararlılara karşı da düzenli bir şekilde ilaçlama yapılmalıdır. Brokkoli yetiştiriciliğinde bitkilere zarar veren emici böceklere, lahana kelebeğine ve diğer zararlılar ile hastalıklara karşı fide döneminden itibaren hasat döneminden yaklaşık üç hafta öncesine kadar düzenli olarak koruyucu ilaçlama yapılmalıdır. Brokkoli, karnabahardan daha fazla besin maddesini topraktan kaldırır. Gübrelemenin iyi yapılmadığı topraklarda içi boş sürgünler oluşur.Gübre ihtiyaçları çeşitlere, toprak yapısına, topraktaki organik madde içeriğine ve bölgelere göre değişiklik gösterir. Bu nedenle yetiştiricilikten önce toprak analiz yaptırılmalı ve yapılan tavsiyelere göre gübrelenmelidir. Toprak yapısına bağlı olarak dikimden önceki toprak işleme sırasında dekara kompoze (15 : 15 : 15) gübresi toprağın sürüm derinliğine karıştırılır.Fosforlu ve potasyumlu gübrelerin tamamı ile azotlu gübrenin üçte biri dikim sırasında verilmelidir.Azotlu gübrenin kalan miktarı ise yetişme süresine bağlı olarak dikimden belli bir süre sonra ve ana başlar hasat edildikten sonra olmak üzere 2 dönemde verilmelidir.

HASAT

Olgunlaşmamış çiçek taslakları açılmadan ve çiçek taslakları üzerinde sarı taç yaprakları görülmeden hasada başlanır. Olgunlaşmamış çiçek taslaklarının en iyi geliştiği dönem hasat için en uygun zamandır. Brokkoli sabah veya akşam üzeri serin saatlerde hasat edilmelidir. İlk önce hasat olgunluğuna gelmiş ana başlar hasat edilir. Sonra yaprak koltuklarından çıkan yan sürgünler hasat edilir. Ekolojik koşullar elverişli ise hasadın toplam sayısı bazen 10'un üzerinde olabilir ve tüm hasat 2 aydan fazla sürebilir. Dekara verim hasat şekline, çeşide, dikim sıklığına ve yetiştirme şekline bağlı olarak ortalama 2000-3000 kg arasında değişmektedir.

DEPOLAMA

Brokkolide başlar üzerindeki olgunlaşmamış çiçek taslakları hasattan sonra da gelişmeye devam ederler. Bu nedenle hasat edilen ürün oda sıcaklığında yaklaşık üç gün içinde sararır. Pazar değerini ve yeme kalitesini kaybeder. Hasat edilen brokkoli serin veya kontrollü koşullardaki soğuk hava depolarında saklanmalıdır. En iyi depolama sıcaklığı 00 C'da, % 95 nemde, iyi havalandırma koşullarında olur. Hasat edilen brokkoli bu koşullarda 2-3 haftadan fazla tutulmamalıdır. Uzun süre depolanırsa, çiçek taslaklarının rengi bozulur ve tomurcukları dökülür.

Kaynak:
http://www.ziraatcim.net/forum/viewthread.php?thread_id=628

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Enginar yetiştiriciliği

31/8/2008 -Kategori: Sebze Yetiştiriciliği

Enginar toprak altı gövdesi çok yıllık, toprak üstü organları tek yıllık olan baş ve yapraklarından çeşitli şekillerde faydalanılan bir sebze türüdür. Kökleri üzerindeki tomurcuklarda her yıl sürgünler oluşur. Üretimde kullanılan bu sürgünlere piç denir. Son yıllarda yapılan ıslah çalışması neticesinde tohumla da üretim yapılmaya başlanmıştır.

Enginarın yenilen kısmı açmamış çiçeklerinin geniş ve etli çiçek tablası ile brakte adını verdiğimiz enginar başındaki yapraklarının etli dip kısımlarıdır. Enginarın içeriğinde A ve C vitaminlerinin yanında kalsiyum, potasyum, demir, manganez ve fosfor gibi çeşitli mineralleri orta seviyede bulunduran bir sebzedir. Ülkemizdeki üretimi Ege ve Marmara bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Marmara bölgesinde Bayrampaşa, Ege ve Akdeniz bölgelerinde ise; Sakız çeşitleri yaygın olarak yetiştirilmektedir. Enginar çok yıllık bir sebze olduğundan enginar plantasyonları bulundukları yerde 10 ila 15 yıl kalabilir.Ancak üçüncü ve dördüncü yıldan sonra ekonomik verim düştüğünden plantasyonların yenilenmesi uygun olur.

İKLİM İSTEĞİ

Ilık iklim sebzesidir.-5,-6 0C'lerden daha düşük sıcaklıklarda toprak üstü kısımları kısmen donar. Sıcak ve kuru havalar başların açılmasına ve kalitesinin düşmesine neden olur. En iyi ürün havaları bulutlu ve serin olduğu dönemlerde alınır.

TOPRAK İSTEKLERİ VE GÜBRELEME

Enginar toprak istekleri seçici bir bitki değildir. Fakat derin, tınlı-kumlu toprakları tercih eder. Toprak iyi drene edilmiş ve kullanabilir su kapasitesine sahip olmalıdır.En uygun gübreleme toprak tahlili sonuçlarına göre yapılan gübrelemedir. Enginar çok yıllık bitki olduğundan her yıl ilkbahar ve sonbaharda sürgün temizliği sırasında tahlil sonuçlarına göre ticaret gübreleri ve ocaklara birer kürek çiftlik gübresi verilir, bitkilerin boğazları doldurulur.

Çiftlik gübresi ile fosforlu ve potasyumlu gübrelerin tamamı dikimden önce verilirken, azotlu gübreler üç seferde verilmelidir. Birinci kısım dikimde, ikincisi ilk başlar görülünce, üçüncü kısmı ise; uyandırma sulaması döneminde verilmelidir.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

Enginarlar genel olarak 3 şekilde üretilir.
1-Piçlerle üretme: Ana kütükte bulunan meme denilen gözlerden sürmüş fidelerin ayrılıp dikilmesi ile olur.Her kökten orta 15-20 piç sürebilir. 25-40 cm uzunluğundaki piçler dikime uygundur.Ancak kökten ayrılırken köklü ayrılmasına dikkat edilmeli,bunların tepeleri kesilerek dikilmelidir.

2-Memelerle üretme: Göz içeren kök parçaları ile üretim şeklidir.Yaşlı bitkilerden alınan çapı 5-7.5cm uzunluğu en az 15cm olan kök parçaları alınarak dikilir.

3-Tohumla Üretim:İçine harç konmuş tüplere 2-3 adet tohum ekilir. Can suyu verilir. Tohumdan çıkan fideler hazırlanan ocaklara dikilir.

DİKİM VE BAKIM İŞLERİ

Yeni kurulacak Enginar plantasyonlarında dikiminden önce toprak derin sürülmeli ve gübrelenmelidir. Derin sürümden sonra diskaro ve tırmık çekilerek toprak dikime hazır duruma getirilmelidir. Dikim genellikle Akdeniz ve Ege bölgesinde Ekim-Kasım aylarında, Marmara bölgesinde ise Mart-Nisan aylarında yapılır. En uygun dikim masuralar üzerine sıra arası ve üzeri 1x1 m mesafe ile yapılır Enginar çok yıllık bir bitki olduğundan her yıl ilk ve sonbaharda bitkilerin dipleri açılır.Kuvvetli 1 ila 2 sürgün bırakılır.Diğer sürgünler köklü olarak gövdeden kesilerek alınır. Her enginar bitkisinden dikimde kullanılabilecek nitelikte 6-10 adet sürgün elde edilir. Sonbahar ve ilkbahardaki sürgün temizliği sırasında ; bitkilerin arası çapalanır, yabancı ot temizliği yapılır.Başların büyümesi ve kalite açısından sulama önemlidir. Gelişme devresinde yağış yeterli değilse sulanmalıdır.

HASAT VE VERİM

Enginarda hasat, başlar normal büyüklüğünü aldığı ancak braktelerin açılmadığı dönemde yapılmalıdır.Hasat gecikirse brakteler açılır, çiçek tablası lifli bir yapı kazanarak Pazar değerini kaybeder.Hasat olgunluğuna gelen başlar 5 ila 10 cm uzunluğunda sapları ile hasat edilmelidir. Enginarda başların hasadından sonra bitkinin dal ve yaprakları kurur ve bitki dinlenme dönemine girer, bu dönemde hiçbir işlem yapılmaz. Bölgelere göre değişmekle beraber Temmuz Ağustos aylarında uyandırma sulaması yapılır.Enginar ürününün en fazla olduğu yıllar 3.ve 4.yıllardır. bu nedenle 4. ve 5. yıllardan sonra plantasyonun yenilenmesi önerilmektedir. Bitki başına meyve sayısı 3-4 arasında değişmektedir.

ENGİNAR HASTALIK VE ZARARLILARI

Enginar Yaş Çürüklük Hastalığı : Enginarın baş bağlamaya başladığı dönemde yağmur, soğuk veya doludan sonra başlangıçta enginar çiçek goncasındaki yaprak kısmının siyahlaşıp çürümesi şeklinde kendini belli eder,gelişme yavaşladığından başlar küçülür. Esas zararını ekonomik önem taşıyan çiçek tomurcuğunda yaptığından büyük kayıplara neden olur. Hastalığa dayanıklı çeşit kullanılmalı ve enginarların erken uyandırılmasından kaçınılmalıdır.Bulaşık tarlalarda üretimden vazgeçilmelidir.Kimyasal mücadelesi yoktur.

Enginar Kurdu : Larvalar enginar kökleri içinde galeri açarak beslenir. İçinde bulundukları gözün kurumasına ve köklerin içinin oyularak çürümesine neden olurlar.İçi oyulan,gözleri körelen bitki kökü bir süre sonra çürür. Zararlı, üründe 5-7 yıllık bir ürün kaybına neden olabilir.Ağustos ayı içinde veya Eylül başında bitkiler sulanarak uyandırma işleminden sonra ilaçlamaya geçilmelidir.

kaynak:
http://www.ziraatcim.net/forum/viewthread.php?thread_id=625

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Böğürtlen (Rubus caesius)

31/8/2008 -Kategori: Meyve Yetiştiriciliği

İnsan sağlığında önemli rolleri olan böğürtlende organik asitler, mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin bir meyvedir.

Böğürtlenlerde çiçeklenme genellikle Mayıs ayında başlayıp Ağustos ayına kadar devam etmektedir. Bu nedenle bitki üzerinde değişik olgunlaşma devrelerinde olan meyve salkımları birbirini takip ederler.

EKOLOJİK İSTEKLERİ

İklim

Böğürtlenler iklim faktörleri bakımından ahudutları kadar müşkülpesent değildir. Değişik iklim şartlarına daha kolay adapte olma özelliğindedir. Sıcaklık ve kuraklığa ahudutlarından daha fazla dayanıklıdırlar. Ancak kış ve ilkbahar donlarına karşı ahudutlarına göre daha az dayanırlar. Genelde sıcak mutedil iklim bölgelerinde daha iyi sonuç vermektedir. Şeftali yetiştirilen bölgelerde böğürtlen yetiştiriciliği rahatlıkla yapılmaktadır.

Böğürtlenlerin olgunlaşma döneminde kuru bir hava istenmez. Normalde soğuk geçen kış mevsiminde dallar genellikle donarak zarar görürler. Donan bu dallar yerine köklerden yeni sürgünler çıkar ancak o yılın ürününü almak mümkün olmamaktadır. Bu nedenle don tehlikesi olan bölgelerde mutlak dondan korunma tedbirleri alınmalıdır.

ÇOĞALTMA METOTLARI

-Kök sürgünleri ile
-Uç daldırma ile
-Yaprak-göz çelikleri ile
-Kök çelikleri ile
-Doku kültürü ile

Kök sürgünleri ile fidan üretimi

Böğürtlen bitkisinin kök boğazı ve kökte bulunan gözlerden her yıl yeni sürgünler çıkmaktadır. İlkbaharda topraktan çıkan sürgünler gelişme mevsimi boyunca büyürler. Geç sonbaharda yapraklarını döktükten sonra erken ilkbahara kadar bunlar köklü olarak sökülür ve fidan olarak kullanılırlar. Kışları sert geçen bölgelerde ilkbaharda söküm daha uygundur.
Kök sürgünleri ile fidan üretiminde sağlıklı ana bitkiler ile, gerekir ise sterilize edilmiş alanlarda damızlıklar kurulur. Bu damızlıklarda bakım en iyi şekilde yapılır. Meyve dalcıkları henüz çiçekte iken kesilir ve her 4-5 yılda bir, fidanlık yeri değiştirilmelidir.

Uç daldırma ile fidan üretimi

Dikensiz sürüngen böğürtlen tipleri sadece uç daldırması ile üretilmektedirler. Dikensizliğin devamı için sonbaharda sürgünün uç kısmının köklendirilmesi gerekir. Kökten çıkan sürgünler daima dikenli olmaktadır. Dikensiz türlerin çoğaltılmasında büyük dikkat gerekmektedir.

Yaprak ve göz çelikleri ile fidan üretimi

Gerek dikine gerek yatık büyüyen böğürtlen tipleri ilkbaharda körpe, yapraklı sürgünlerden alınan yaprak ve göz çeliklerinin
yüksek nemde ve özellikle sisleme yöntemi altında köklendirilmeleriyle kolayca çoğaltılabilirler. Böyle çeliklerin köklendirilmeyi uyarıcı kimyasal maddelerin (hormonlar) uygulanmasıyla köklenme oranında daha sağlıklı sonuçlar alınabilmektedir.

Kök çelikleri ile fidan üretimi

Böğürtlen bitkilerinin gövde çelikleri ile üretimi mümkün olmamakla beraber kök çelikleri ile fidan üretimi sağlanabilmektedir. Kök çelikleri sonbaharda yaprak dökümünden, ilkbaharda gözlerin sürmesine kadar geçen dinlenme döneminde alınırlar. 2 mm den 10mm ye kadar değişen kalınlıklarda kök parçalarından yararlanılır.
Çelikler 5-10 cm boyunda hazırlanırlar. Kök parçalarının alınıp çelik yapılmaları ve dikilmelerine kadar, çok nemli ortamlarda tutulmaları ve kurumalarının önlenmesi gerekir. Kök çelikleri arazide 60-80 cm aralıklarla ve 3-5cm derinlikte açılan çizilere yanyana ve yatay olarak dizilir üstleri toprak ile kapatılır.
Çeliklerin dikildiği yer hafif bünyeli, organik ve ticari gübrelerle zenginleştirilmiş olmalıdır. Bu çelikler üzerindeki gözler ilkbaharda sürer ve yaz boyunca gelişerek sonbaharın sonlarında dikime hazır fidan haline gelirler.

Doku kültürü yöntemi ile fidan üretimi

Böğürtlen fidan üretiminde, en modern en sağlıklı ve en hızlı yöntem, doku kültürü tekniğidir. Kontrollü şartlarda sağlıklı olarak büyütülen ana bitkilerin büyüme noktalarından 0.1-0.3 mm kadar küçük parçalar alınarak sterilize edilmiş tüplerde özel besin ortamlarına konulurlar.
Sıcaklık, nem ve ışık yönünden en iyi şartların sağlandığı büyüme odaları veya dolaplarında bu parçacıklar içinde bulundukları özel ortamda çoğalır ve küçük bitkicikler oluşur. Bunlar belirli bir süre sonra alınarak küçük saksılara daha sonrada büyük saksılara alınıp dış şartlara alıştırılarak büyütülürler.

BAHÇE TESİSİ

Toprak Hazırlığı ve Dikim

Bahçe kurulacak yerin iklim özellikleri, böğürtlen bitkilerinin yetiştiriciliğine uygun olmalıdır. Toprak analizi yaptırılarak gerektiğinde toprak bünyesi uygun hale getirilir. Bahçenin ilkbahar ve özellikle yaz aylarında sürekli sulanacağı düşünülerek, su kaynaklarına yakınlığı, sulama suyu temini durumuna göre sulama yöntem ve tesisine karar verilir.
Bahçede daha önceden herhangi bir kültür yapılamamışsa bahçe hazırlığına bir önceki yazdan başlanır. Toprak dikimden en az bir ay önce derin bir şekilde sürüm, gerekirse krizma yapılır. Toprak analizi yaptırılarak verilecek gübre miktarları belirlenir. Genel olarak topraklar organik maddece fakir olduklarından 3-5 ton çiftlik gübresi verilerek ikinci bir sürüm yapılır. Gübrelemeden sonra, toprak işlenerek gübrenin toprağa karışması sağlanmalıdır. Dikimden önce fosforlu ve potasyumlu gübrelerle bir taban gübrelemesi ve son bir sürüm yapmak daha iyi sonuçlar vermektedir.
Toprak işlendikten sonra gerekiyorsa toprak fümigasyonu yapılmalıdır.

DİKİM

Dikim yapılacak fidanlar kuvvetli, kökler iyi gelişmiş, hastalıksız olmalıdır. Dikim zamanına kadar serin ve nemli ortamlarda saklanmalıdır. Hemen dikilmeyecek ise hendeklenmelidir. Gözler canlı ve dolgun olmalıdır. Fidanlar dikim yerine çamurlu su dolu kovalarda veya ıslak telisler içerisinde taşınmalıdır. Kapalı, bulutlu, rüzgarsız günler dikim için en uygun günlerdir. Dikilecek böğürtlen fidanlarında önce kök tuvaleti yapılır. Yaralı, kuru ve çok uzun kökler kesilir.
Dikimin hemen ardından fidanlara can suyu verilir. Dikimi yapılan fidanın tepesi 20-30 cm den kesilir

Böğürtlenlerde kışları soğuk geçen bölgelerde erken ilkbaharda yapılan dikimler en iyi sonucu vermektedir. Kışları ılık geçen bölgelerde ise geç sonbahar ve kış aylarında yapılan dikimler iyi sonuç vermektedir.

Dikim mesafeleri tür, ve çeşitler büyüme gücü ve şekline, dikim yöntemlerine, terbiye şekillerine, toprak verimliliğine ve toprak işleme şekline göre çok farklılık göstermektedir. Dik büyüyen böğürtlenler için sıra arası x sıra üzeri mesafeleri 1.50 x 0.50 m, yatık büyüyenler için ise 3.00 x 3.50 m bırakılmaktadır. Genel olarak ortalama 2.50 x 1.50 m kullanılmaktadır.
Ticari amaçlı dikim aralıkları sıra arası 3 m, sıra üzeri 1.0 -1.5 m tavsiye edilmektedir. Tek sıra tel sistemi kullanılmaktadır. Dallar tellere 70, 130 ve 180 cm yüksekliklerde tel ile bağlanır.

BUDAMA

Diğer önemli uygulamada budama işlemidir. Kış budamasında kuruyan dallar kesildiği gibi gelişme döneminin daha sonraki yıllarında budama yapılmaktadır. 3. yıl içersinde yeşil budama yapılmaktadır. Haziran ayı içerisinde ince zayıf dallar kesilerek her taç da 4-5 ana dalın büyümesi sağlanır.
Kış budamasında gelişmesi en iyi olan 4-5 yeni dal seçilerek diğerleri budamayla çıkarılır. Aynı zamanda ana dallar 190-195 cm yükseklikte bırakılır. Yan dalların ilk 40-45 cm leri kesilerek diğerleri 20-30 cm kısaltılır.

Böğürtlenlerde tozlanma arılar vasıtası ile olmaktadır. Siyah renkli meyveler birçok çeşitte yuvarlağımsı veya yuvarlak şekillidir. Olgunlaşma durumunda meyveler çanak yaprak ile birlikte toplanmaktadır. Ham meyvelerde meyve sapı krem beyaz renkte iken olgunlaşma durumunda ise gri, mavi ve kırmızımtrak renk almaktadır. Hasat zamanı meyve sapındaki bu renk değişimine bakarak belirlenebilmektedir. Meyve olgunlaşma tarihi bölgelere göre değişmekle birlikte Haziran sonu-Temmuz başında hasat başlamakta ve Eylül ayına kadar devam etmektedir.

Yapılan ıslah çalışmaları sonucunda dikensiz böğürtlen elde edilmiştir. Oldukça verimli ve güçlü büyüme özelliğine sahip olan bu çeşitlerin bitkileri 3-4 m boyunda dallar oluştururlar. Tüm toprak ve iklim şartlarına adapte olma özelliğine sahiptir. Düşük kış soğuklarına dayanıklı olmalarına rağmen geç donlardan zarar görmektedirler.

Toprak

Toprak olarak seçici değil ancak bitki, dinlenmiş, derin ve geçirgen toprak, yarı asit (pH 6-7) toprakları sevmektedir. Bunun yanında toprağın yeterli besin maddece zengin olması verim ve kalite bakımından olumlu yönde etkilemektedir.
Standart temel gübreleme iyi yanmış çiftlik gübresi 4-5 t/da, Ancak bu gübrelemede toprağın verimliğine göre bu miktarları değişiklik göstermektedir.
Böğürtlenler orta veya orta-küçük çalılardır ve özel bir toprak isteği göstermezler. Bununla beraber, böğürtlen yetiştiriciliği organik maddelerce zengin, derin, geçirgen, yarı asit, hafif veya orta bünyeli, su tutma kapasitesi yüksek topraklarda başarılı şekilde yapılır.
Sürekli toprak nemi sağlanmalıdır. Bu nedenle drenajı sağlanmış, ağır bünyeli topraklarda da uyum sağlamaktadır. Toprak reaksiyonu hafif asit veya nötr (pH = 6-7) olmalıdır. Toprak derinliği en az 1 metre olmalıdır. Toprak hazırlığında toprak 30-35 cm derinlikten işlenmesi yeterlidir.
Toprak işleme sırasında organik gübrelemenin beraber yapılmasında yarar vardır. Takip eden uygulama N, P, K gübrelemesidir. Bunun da sonbahar sonunda veya kış sonundan önce toprak analizi sonunda gerekli miktarlarda uygulanmalıdır.

ÇEŞİT SEÇİMİ

* Çeşit bulunduğu iklim ve toprak özelliğine uygun,
* Verimli
* Pazarın aradığı bir çeşit,
* Yola ve taşımaya dayanıklı,
* Bitkisi kuvvetli gelişen,
* Ayrıca meyveler taze olarak veya meyve işleyen bir kurulaşa pazarlanması durumlarında farklı çeşit gerektirmektedir.
* Çeşidi, özelliği ve kaynağı belli olmayan fidanlar ile bahçe kurulmamalıdır. Bu tip fidanlarla çeşitler karıştığı için meyvenin pazar değeri ve verim düşmekte, pazarlamada güçlüklerle karşılaşılmak tadır.

GÜBRELEME

Gübrelemede, bahçe toprağı analiz yaptırılarak gerekli gübreleme yapılmalıdır. Ancak analiz yapılmaması durumunda yıllık gübre ihtiyaçları;
4 -10 kg saf azot karşılığı azotlu gübre,
5 - 7 kg saf fosfor karşılığı fosforlu gübre,
8 -12 kg saf potasyum karşılığı potasyumlu gübre verilir.

Tam verim çağındaki bahçelerde bu miktarlar ilk dikim yıllarında 1/3 ü, ikinci yılda ½ si olarak verilmelidir. Azotlu gübreler genelde amonyum sülfat olarak verilir ancak pH= 5.5 ve daha düşük ise amonyum nitrat olarak verilmelidir. Gerekirse kireçleme yapılarak pH 6-7 ye yükseltilir.
Azotlu gübreler böğürtlen bitkilerine erken ilkbaharda ve meyve gelişimi sırasında olmak üzere iki defada verilir. Azotlu gübreler sulama veya yağış öncesi, bitkilerin kök bölgelerine serpilerek verilmelidir.
Fosforlu ve potasyumlu gübreler gerektiğinde yılda veya iki yılda bir uygulanır. Uygulama sonbahar kış aylarında, fosforlu ve potasyumlu gübreler bitkilerin kök bölgeleri hizalarına toprağa 20-30 cm derinliğe gömülerek uygulanır.

SULAMA

Böğürtlen meyvesinde iyi verim alabilmek için sulama , önemli faktörlerden birisidir. Sürekli toprak nemi isteğinde olan böğürtlen bitkileri için sulama önemli bir konudur. Yağışların yetersiz olduğu dönemlerde sulama zorunlu olarak yapılmalıdır. Özellikle hasat zamanında daha fazla sulama gerekir.
Az geçirimli topraklarda fazla su birikimi köklerde hastalıklara ve ölümlere sebep olur. Aşırı sulama susuzluk kadar zararlı olabilir.
Sulama; karık, yağmurlama veya damla sulama şeklinde yapılır. Ancak hasat döneminde yağmurlama sulama yönteminden kaçınılmalıdır.

HASTALIK VE ZARARLILAR İLE MÜCADELE

Hastalık ve zararlılarda ilk şart korunma önlemlerinin alınmasıdır. Bunlarda ;
* Yurt dışından veya bölge dışından getirilen fidanlar sertifikalı olmalı, sağlık kontrolleri yapılmalıdır.
* Dikilecek yer hastalık ve zararlılardan arındırılmış olmalıdır, gerekirse ilaçlamalı, sterilize edilmelidir.
* Bölgede yaygın bir hastalık veya zararlı varsa buna dayanıklı çeşitler seçilmelidir.
* Fidanlıklarda her türlü karantina tedbirleri alınmalı, fidanlık yeri birkaç yılda bir değiştirilmeli, fidanların sürekli sağlık kontrolleri yapılmalıdır.

Bahçe yeri seçiminde dikim sistemi ve budama işlemlerinde bitkilerin havalanma ve güneşlenmeleri dikkate alınmalıdır.
Böğürtlen bitkilerinin toprak işleme, sulama, budama, gübreleme gibi bakım işlemleri zamanında ve tekniğine uygun olarak yapılmalı, bitkilerin kuvvetli gelişmeleri sağlanmalıdır. Hastalık ve zararlı riski olduğunda budama artıkları bahçeden uzaklaştırılmalı ve yok edilmelidir.
Kimyasal mücadele son çare olarak yapılmalı, doğru ilaç, doğru zamanda, gerekli dozda ve tekniğine uygun olarak uygulanmalıdır. Bunun için mutlaka tarımsal kuruluşlardan bilgi alınmalı ve tavsiyelere titizlikle uyulmalıdır.
Bölgede virüs hastalıkları görülmüşse bunların taşınma yolları öğrenilerek gerekli önlemler alınmalı, bahçede bitkiler kontrol edilerek virus hastalıkları semptomu gösteren bitkiler varsa bunlar derhal imha edilmelidir.

VERİM

Böğürtlen yetiştiriciliği tekniğine uygun şekilde yapıldığında, tam verim çağındaki 1 dekar böğürtlen bahçesinden 2.0-2.5 ton meyve almak mümkündür.

HASAT VE AMBALAJ

Böğürtlen meyve türleri içerisinde meyvesi en hassas olanlardan biridir. Bu nedenle kısa zamanda bozulabilen ve hızlı tüketilmesi gereken bir meyvedir. Bu nedenle böğürtlen hasadı, ambalajı ve taşınmasında çok titiz davranmak gerekmektedir.
Toplamada gecikme, meyvenin yumuşaması normal rengini kaybederek daha koyu renk alması ile anlaşılır. Derin dondurma ve gıda sanayi için böğürtlen tipik rengini aldıktan sonra hasat edilmelidir.
Böğürtlen meyveleri hasat olumuna geldikten sonra sabah erken saatlerde hasadı yapılmalıdır. Haftada 2-3 defa hasadı yapılmaktadır. Sıcak ve kuru havalarda daha sık hasat edilebilir. Böğürtlen hasadı için günün serin saatleri tercih edilmelidir. Genellikle sabah 8-10 arası en uygun saatlerdir. Hasat edilen meyveler en kısa zamanda serin, gölge bir yere taşınmalı, mümkünse hemen soğuk depoya konulmalıdır.
Gıda endüstri kuruluşlarına işlenmeye gönderilecek meyveler 0.5 - 1.0 kg lık kutulardan 3-5 kglık küçük kasalara kadar daha büyük kaplara doğrudan toplanır. Bu kapların seçiminde alıcı fabrikanın talepleri göz önünde bulundurulmalıdır. Taze olarak pazarlanacak meyveler 100, 250 veya 500 glık küçük plastik kaplara toplanır, bu kaplar ile büyük kasalara dizilerek bu şekilde nakliyeye hazır duruma gelmiş olur. Ambalaj kaplarının altı ezilen meyve suyunun akabilmesi için mutlaka delikli olmalıdır. Aksi halde alt taraftaki meyveler hemen çürürler. Hasat edilen bu meyveler en kısa zamanda serin bir yere alınmalıdır.
Böğürtlen meyvelerinin uzun süre taze olarak muhafazaları genel olarak düşünülemez. Ancak olağanüstü durumlarda -0.5C veya 0Cde %85-90 oransal nem koşullarında 5-7 gün süreyle depolanabilir. Muhafazayı kısıtlayan en önemli faktör meyvelerin çürümeleridir.

MEYVENİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Böğürtlen meyveleri çok çeşitli şekillerde değerlendirilirler. İstenirse krema ile veya diğer meyveler ile birlikte hazırlanan meyve salatası şeklinde tüketilir. Derin dondurularak muhafazaya alınan meyveler uzun süre farklı değerlendirmeler için hazır tutulur. Böğürtlen meyveleri pasta endüstrisinin aranan meyvelerindendir.
Ayrıca meyveler kurutularak değişik şekillerde kullanılmak üzere (meyve çayı gibi) uzun süre saklanabilirler. Böğürtlen meyveleri meyve suyu, konsantre ve likör olarakta kullanılmaktadır. Reçel, marmelat, jöle ve şekerleme endüstrisinde, özellikle kendine özgü güzel kokuları nedeniyle değerli bir hammaddedir.
Son yıllarda hızla gelişen ve tüketimleri artan dondurma ve meyveli yoğurt üretiminde de yaygın olarak kullanılmaktadır

DİKİM SONRASI BAKIM

Dikimden sonra toprak 15-20 cm derinlikte işlenmeli. Sıralar arası çapalanarak kesekler kırılmalıdır. Yabancı ot mücadelesi, hastalık ve zararlılar ile mücadele yapılmalıdır.
Böğürtlenlerde ekonomik ömür 12-13 yıl olup ortalama verim 2 t / da dır.
Meyvenin olgunlaşma döneminde güneşli ve rüzgarlı günleri tercih eder. Yağmurlu mevsimlerde Botrytis daha hızlı bir gelişme gösterir. Bu da çiçeklenmeden önce ve sonra fungisit uygulamasıyla önlenebilmektedir.

Kaynak: http://www.ziraatcim.net/forum/viewthread.php?thread_id=347

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

Ziraatcim Tarımsal Haber

Bahçe, Peyzaj, Toprak, Çevre konularında güncel tarımsal haberler, meyve sebze yetiştiriciliği, makaleler, sulama, gübreleme, budama bilgileri.

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro